YENİ Parti’nin çağrısıyla Anayasa Mahkemesi önünde bir araya gelen basın meslek örgütleri, sivil toplum ve siyasi parti temsilcileri, sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine tepki göstererek ifade ve basın özgürlüğünün korunması çağrısı yaptı.
Büşra Genel
YENİ Parti, aralarında MLSA’nın da bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve gazetecilerin sosyal medya hesaplarına yönelik artan erişim engeli kararına karşı Anayasa Mahkemesi önünde eylem çağrısında bulundu.
Anayasa Mahkemesi önünde bir araya gelen basın meslek örgütleri, sivil toplum temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri kurulan kürsüde artan sansüre ve engellemelere karşı eylem gerçekleştirdi.
Hesapları engelenen gazeteci ve sivil toplum örgütlerinin isimleri kağıtlara yazılarak Anayasa Mahkemesi önünde sergilendi.
İfade Özgürlüğü Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) DİSK Basın-İş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, EŞİK Platformu, KESK, KAOS GL, Tüm Emekliler Sendikası’nın yanı sıra DEVA Partisi, Saadet Partisi, DEM Parti temsilcileri Anayasa Mahkemesi önünde açıklamalarda bulundu.
Sosyal medya hesapları engellenen gazeteciler adına Özlem Akarsu Çelik, KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar ile İfade Özgürlüğü Derneği temsilcisi Kerem Altıparmak da konuşanlar arasında yer aldı.
Yeni Parti Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer açılış konuşmasında kurulan kürsüde artan sansür ve baskının mağdurlarının seslerini duyulması için bir araya geldiklerini vurguladı. Çakırözer, “Anayasa Mahkemesi önününde bir utanç tablosu ile karşı karşıyız, gazetecilerin ve tüm sivil toplum örgütlerinin seslerinin kısıldığı bir tablo bu. Bugün burada kısılan sesleri duyulması için bir araya geldik” dedi.
Çakırözer’ün ardından söz alan YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, sansür yasasına karşı Anayasa Mahkemesinin on dört yıldır yürütmeyi durdurma kararı vermediğini ve bu nedenle kendi varlığını muhafaza etme gücünü kaybettiğini vurguladı. Günaydın Anayasa Mahkemesine seslenerek, “Öncelikli olarak bu konuyu ele al yürütmeyi durdurma kararı ver ve gecikmeksizin iptal et. Basın ve ifade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz. Türkiye’yi sansürle susturamazsınız” dedi.
Öncelikli olarak sosyal medya hesapları engellenen gazetecilere ve sivil toplum örgütü temsilcilerine söz verileceğini belirten Günaydın, “Bizler burada sesleri kısılanların seslerini duyurmak için bir araya geldik” dedi.
Sosyal medya hesabı engelenen dernekler arasında yer alan İfade Özgürlüğü Derneği adına konuşan Kerem Altıparmak, Türkiye’de son dönemde artan sosyal medya hesaplarının engellenmesine karşı yıllardır sürdürdükleri mücadelede Anayasa Mahkemesine binden fazla başvuruda bulunduklarını belirterek artık AYM’nin etkili bir hukuk birimi olmadığını söyledi. Engelenen hesapların beş sene sonra açılmasının bir anlamı olmadığını vurgulayan Altıparmak, Sulh Ceza Hakimliği melanetinin bu bağlamda ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Altıparmak’ın ardından söz alan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Gazeteci Özlem Akarsu Çelik, “Kamu yararına adına bir iş yapmamız nedeniyle kamuya ulaşamayalım diye atılan adımlar nedeniyle buradayız” dedi.
Erişim engellemeleri kararında aralarında kendi hesabının da bulunduğunu söyleyen Akarsu Çelik, fon vurgununa ilişkin yıllar önce yaptığı bir habere erişim engeli kararı nedeniyle ulaşamadığını söyledi. Gazeteciliğin her zaman insan haklarından yana taraf olmak demek olduğunu belirten Akarsu Çelik, “Gazeteci tarafsız olamaz, insan haklarından, temel özgürlüklerden yana olmak zorundadır. Biz sözlerimizin arkasındayız” dedi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası adına söz alan Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, “Bir hukuk devletinde Anayasa Mahkemesi önünde bir utanç tablosunun kurulması hepimizin düşünmesi gereken bir durum” dedi. Tartanoğlu şöyle devam etti:
"Daha geçen hafta Anayasa Mahkemesi önünde bir kişi hak aramak için intihar etti. Gazeteciler eğer o kişinin intihar ettiğini bildirmeselerdi o anda hiçkimse bilmeyecekti. Gazetecilerin hesapları engellenirken yapılmak istenen bilginin gizlenemesi. Halkın insanların sorgulama yeteneklerinin köreltilmesidir. Gazetecilerin işlerinin yapması sürekli olarak engellenmektedir. Bizler meslek örgütleri olarak sürekli Adalet Bakanlığı önünde buluşuyoruz. Yarın da saat 12’de gazeteci Derya Okatan için Adalet Bakanlığı önünde bir araya geleceğiz. Bir kere daha söylüyoruz gazetecilik suç değildir. Biz bu işi hem kendimiz hem toplum için yapıyoruz."
Tartanoğlu’nun ardından söz alan, KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, web sitesi üç kere sosyal medya hesapları sayısız kere engelenen bir internet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olduğunu belirterek, “LGBT propagandası yaptığımız gerekçesiyle engellendik. Biz kimseyi LGBT+ yapmaya çalışmıyoruz. Zaten bu mümkün değil. Biz olduğumuz gibi insan hayatına yaraşır bir hayat için mücadele ediyoruz” dedi.
KAOS GL Derneği’ne yönelik operasyona değinen Tar, LGBT bayrağı açtığı konuşmasının devamında şöyle konuştu:
“Biz sadece engellenmedik şuanda derneğimizin yönetim ve denetim kurulu üyeleri Sincan Cezaevinde çok kötü koşullarda tutuluyorlar nedeni ise, bu bayrakta yer alan renklerdir bu renkler siyasi iktidarın en çok korktuğu renklere dönüştü çünkü kendi çevirdikleri fon dalavereleri, iş cinayetleri, MESEM’lerdeki çocuk işçileriyle ilgili bütün başarısızlıklarının suç ortalıklarını örtmek için bizi günah keçisi yapmaya çalışıyorlar. Ama biz şunu açıkça söyleyelim biz kimsenin günah keçisi değiliz. Biz onurumuzla yaşamak istiyoruz. Biz zulüm görmemek istiyoruz. Ve buradan herkese sesleniyorum bugün biz LGBT haklarını savunmadığımızda yarın bütün toplumun başına gelecek. Bizi güçsüz ve yalnız görüyorlar. Ama ben yalnız olmadığımızı biliyorum. Biz bir trans cinayetini yazdığımız için engellendik. Bir polis memuru tarafından öldürülen arkadaşımızı yazdığımız için engellendik. Biz onurlu mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz gelin buna ortak olalım”

