Haberler

“Gazetecilere uygulanmayacak” denilen ‘sansür yasası’: Soykan iddianamesinde sınırlar genişledi

“Gazetecilere uygulanmayacak” denilen ‘sansür yasası’: Soykan iddianamesinde sınırlar genişledi

 

 

 

  • Gazeteci Timur Soykan hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle hükümetin ‘dezenformasyon yasası’ dediği TCK 217/A maddesi ve ‘suç işlemeye alenen tahrik’ suçlamasından dava açıldı.
  • Bu 'sansür yasası' kapsamında Soykan'a açılan üçüncü dava.
  • İddianame, yasanın şartlarını tartışmalı biçimde yorumlarken; düzenlemenin mimarlarından Feti Yıldız’ın “beş şart birlikte olmalı” vurgusuyla çelişen bir tablo ortaya çıktı. 
  • Soykan soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı.

Semra Pelek

Gazeteci Timur Soykan hakkında, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) ve “suç işlemeye alenen tahrik” (TCK 214) suçlamalarıyla dava açıldı. Kamuoyuna “gazetecilere uygulanmayacak” denilerek savunulan yasa, bu kez doğrudan bir gazetecinin yorumları üzerinden işletildi.

Soykan, söz konusu paylaşımlar nedeniyle 5 Temmuz akşamı Taksim’de gözaltına alındı. Bir geceyi emniyette geçirdikten sonra tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi. Mahkeme, haftada üç gün imza ve yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakılmasına karar verdi.

Soykan: “Bu eleştirimin arkasındayım”

İddianamede yer alan ifadesinde Soykan, paylaşımların kendisine ait olduğunu doğruladı ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösterdiğini söyledi:

“Rejim, toplumu yolsuzluk operasyonlarına ikna etmek gibi bir derdinin kalmadığını ilan ediyor… Bu sözlerimin ve eleştirimin sonuna kadar arkasındayım.

Yolsuzluk operasyonu adı altında sadece siyasilerin hedef gösterdiği muhalefet belediye başkanlarına operasyon yapılması bunun kanıtıdır ve aleni bir gerçektir.”

Bu herkesin bildiği aleni gerçeğe rağmen benim ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ suçlaması ile gözaltına alınmam bir fıkradan farksızdır.”

Soykan, “Darbe sürüyor. Halkın iradesi gasp ediliyor. Sandığın manası kalmıyor” paylaşımının da Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin gözaltına alınmasına tepki olduğunu belirtti.

Avukat: “Nasıl bulunduğu belli değil, takip şüphesi var”

Soykan’ın avukatı Enes Ermaner, MLSA’ya yaptığı değerlendirmede gözaltı sürecine dikkat çekti: “Timur Soykan paylaşımları yaptığı günün akşamüstü Taksim’de gözaltına alındı. Kolluk tarafından Taksim’de ne şekilde bulunduğu bize bildirilmedi. Bu da teknik ve fiziki takip yapıldığına işaret ediyor.”

Ermaner, Soykan’ın bir gece gözaltında tutulduktan sonra tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildiğini, ancak adli kontrolle serbest bırakıldığını belirtti. İlk aşamada verilen haftada üç gün imza yükümlülüğünün kaldırıldığını, ancak yurt dışına çıkış yasağının sürdüğünü aktaran Ermaner, şunları söyledi: “Bu karar, Timur Soykan’ın hem ifade özgürlüğünü hem de seyahat özgürlüğünü kısıtlıyor.”

Ermaner, son duruşmada adli kontrolün kaldırılmasını talep ettiklerini ancak mahkemenin bu talebi reddettiğini ve karara itiraz edeceklerini ifade etti.

İddianame: Yorum “bilgiye” dönüştürülüyor

İddianamede, Soykan’ın CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin paylaşımlarını “gerçeğe aykırı bilgi” olarak tanımlandı. Ancak metnin kendisi, bu sonuca nasıl ulaşıldığını açık biçimde ortaya koymuyor.

Çünkü Soykan’ın ifadeleri, somut bir olgudan ziyade açıkça politik değerlendirme içeriyor. Buna rağmen iddianame, bu değerlendirmeleri “dezenformasyon” kategorisine yerleştiriyor.

Böylece iddianame, yasanın hedeflediği “yanıltıcı bilgi” ile “eleştirel yorum” arasındaki sınırı fiilen ortadan kaldırıyor.

“Kamu barışı” ve “aleniyet”: otomatik kabul

İddianamede, paylaşımların X platformunda yapılmış olması ‘kamu barışını bozma potansiyeli’ açısından yeterli görüldü.

Oysa iddianamede atıf yapılan AİHM’nin Savva Terentyev/Rusya kararında, çevrimiçi ifadelerin etkisinin değerlendirilmesinde erişim alanı ve yayılma kapasitesinin somut olarak incelenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Benzer şekilde AİHM’nin Mehdi Zana/Türkiye kararında da, ifadenin bağlamı, söyleyen kişinin konumu ve toplum üzerindeki etkisi gibi unsurların birlikte ele alınması gerektiğine işaret ediliyor.

Buna karşın iddianame, bu kriterleri ayrıntılı biçimde uygulamak yerine paylaşımın sosyal medyada yapılmış olmasını tek başına yeterli sayıyor. Bu durum, iddianamenin dayandığı AİHM içtihadı ile vardığı sonuç arasında açık bir mesafe bulunduğunu gösteriyor.

“Tahrik” yorumu: sınır daha da genişliyor

Savcılık, Soykan’ın paylaşımında yer alan “Halk ya bu baskıya boyun eğerek rejimin kölesi olacak, daha da yoksullaşacak ya da özgürlüğünü, haklarını, ülkesini savunacak” ifadesini “suç işlemeye tahrik” kapsamında değerlendirdi.

Ancak TCK 214 kapsamında bir tahrik suçunun oluşabilmesi için, belirli bir suça yönlendiren somut ve açık bir çağrı aranıyor. İddianamede ise bu eşiğin nasıl aşıldığına dair açık bir gösterim bulunmuyor. Buna rağmen savcılık, “haklarını savunma” çağrısını “sokağa çıkmaya teşvik” ve “yasa dışı eylemlere yönlendirme” olarak yorumladı. Bu yorum, ifadenin doğrudan içeriğine değil, olası sonuçlarına dayanıyor.

Sonuç olarak dosyada yalnızca “dezenformasyon” suçlaması değil, politik eleştirinin kendisi de yargılamanın konusu haline geliyor.

Yıldız’ın son açıklaması: Dar çerçeve, geniş uygulama

MHP’li Feti Yıldız, 26 Mart’ta yaptığı açıklamada TCK 217/A’nın sınırlarını yeniden hatırlattı. Yıldız, suçun oluşabilmesi için “sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle” hareket edilmesi gerektiğini vurgularken, düzenlemenin bir “somut tehlike suçu” olduğunu ve “beş şart bir arada gerçekleşmezse dezenformasyon suçu oluşmaz” dedi.

Ayrıca TCK 218’e atıf yaparak, “haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını” belirtti.

Soykan hakkındaki iddianame ise bu çerçeveyle önemli noktalarda ayrışıyor. Dosyada, politik eleştiri niteliğindeki ifadeler “gerçeğe aykırı bilgi” olarak kabul edilirken; “panik yaratma amacı” somut delillerle ortaya konulmadan varsayılıyor.

Yıldız’ın özellikle altını çizdiği “somut tehlike” ve “özel kast” unsurlarının nasıl oluştuğu ise ayrıntılı biçimde gösterilmiyor. Bu durum, yasanın çizdiği dar sınır ile uygulamada ortaya çıkan geniş yorum arasındaki farkı görünür kılıyor.

İlk duruşma bugün yapıldı; adli kontrol kalkmadı

Davaya ilişkin ilk duruşma 16 Nisan’da İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Soykan hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırmadı. Dosya, savcılık mütalaası için gönderildi ve duruşma 16 Haziran’a ertelendi.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.