“Siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklu yargılanan gazeteci Merdan Yanardağ, kendisine para verdiğini öne süren tanığın iddiasını reddederek “Tamamen yalan” dedi. Tanıkların SEGBİS’le dinlenmesine de itiraz eden Yanardağ’ın avukatları tahliye talep etti. Mahkeme, tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.
MLSA - Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün ile birlikte “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 29 Eylül’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Marmara Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşmada tüm tutuklu sanıklar ve avukatları hazır bulundu. Duruşmada ilk olarak Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. İmamoğlu, savunmasında mahkemenin daha önce MİT’e yazdığı müzekkereye henüz yanıt verilmediğine dikkat çekerek, MİT Başkanı İbrahim Kalın’a “Somut deliliniz var mı?” diye seslendi. “Koskoca MİT 4 aydır niye gerçeği söylemez?” diyen İmamoğlu, sanıkların ne kadar süre daha özgürlüklerinden mahrum bırakılacağını sordu.
Üç tanık dinlendi
İmamoğlu’nun savunmasının ardından üç tanığın beyanı alındı. Tanıklar Ümit Deniz Alaçam, Seher Alaçam’ın eski şoförü Berkay Yağlıcı ve eski kişisel asistanı Zeynep Şen, duruşmaya Kocaeli’den SEGBİS aracılığıyla katıldı.
Zeynep Şen, Seher Alaçam ile Hüseyin Gün’ün banka hesaplarındaki paraları yurtdışına aktarmak ve Amerika’da şirket kurmak için plan yaptıklarını iddia etti. Şen’in, daha önce Gün hakkında ihbarda bulunan Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığı ortaya çıktı.
Berkay Yağlıcı ise Hüseyin Gün’den aldığı paraları Merdan Yanardağ’a götürdüğünü öne sürdü. Yağlıcı, farklı günlerde bankadan 5-10 bin euro çektiğini, paraları Gün’ün zarfa koyduğunu ve Yanardağ’a TELE1’in girişindeki turnikede teslim ettiğini söyledi.
Yanardağ, bu iddiayı reddetti. Yağlıcı’nın daha önce aynı bankanın aynı şubesinden para çektiğini söylediğini hatırlatan Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna, 5 bin euroluk çekimin banka kayıtlarında neden bulunmadığını sordu. Yağlıcı, “Ben bankacı değilim” yanıtını verdi.
Tanık ifadesini kağıttan okudu
Hüseyin Gün hakkında daha önce üç kez ihbarda bulunan Ümit Deniz Alaçam da tanık olarak dinlendi. Alaçam, Gün’ü tanıdığını, Yanardağ’ı ise yalnızca annesi Seher Alaçam’ın cenazesinde gördüğünü söyledi.
Avukatların müdahalesi üzerine Alaçam’ın emniyette verdiği ifadeyi bir kağıttan birebir okuduğu ortaya çıktı. Mahkeme başkanı kağıdın kaldırılmasını istedi.
Gün’ün avukatı Selahattin Ceylan, Alaçam’ın daha önce Gün hakkında üç kez şikayette bulunduğunu belirterek “muhbir tanık” olarak zapta geçirilmesini talep etti. Alaçam’ın, Seher Alaçam’ın ölümüne ilişkin de Gün ve ortakları hakkında iddialarda bulunması üzerine Ceylan, bu konuda daha önce takipsizlik kararı verildiğini belirterek Alaçam hakkında suç duyurusunda bulundu.
Savcı tutukluluğun devamını istedi
Duruşma savcısı, tanık beyanlarına ilişkin diyeceği olmadığını belirterek sanıkların “atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı” gerekçeleriyle ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamını istedi.
Savcının mütalaasının ardından sanıkların savunmalarına geçildi.
Merdan Yanardağ, kendisine para verildiği iddiasını reddederek “Tamamen yalan” dedi. Yanardağ, Seher Alaçam’ın TELE1’in sponsorluk kampanyasına katıldığını ve zaman zaman kanala destek olduğunu belirterek, tanığın iddia ettiği para alışverişinin gerçekleşmediğini savundu. Yanardağ, “Doğrudan bir kişinin gelip zarfla turnikenin önünde bana para vermesi bizim kanalın işleyişine aykırıdır, mümkün değildir” dedi.
Tanıkların ifadelerine de tepki gösteren Yanardağ, “Buraya gelemiyorlar yalan söylüyorlar çünkü” ifadesini kullandı. Yanardağ ayrıca, bir televizyon kanalının ve bir ajans sahibinin tek başına bir siyasi adaya seçim kazandıramayacağını savunarak, “Toplum kazanır. Siyasal partiler ve siyasi mücadeleler kazanır” dedi.
Yanardağ, TELE1’e atanan kayyum hakkında da suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, kayyumun kanalın yayın çizgisine müdahale ettiğini ve kanalı kapattığını söyledi. “Kayyumun görevi ne? Kayyumun görevi o kurumu ayakta tutmak. Yapamadı” diyen Yanardağ, savunmasının sonunda “Bu davanın bir an önce bitirilmesi gerekiyor” diyerek tahliye ve beraat talep etti.
Avukatlardan SEGBİS itirazı
Yanardağ’ın avukatı Selin Nakipoğlu, tanıkların duruşma salonunda hazır edilmek yerine SEGBİS aracılığıyla dinlenmesini eleştirdi. Tanıkların ellerinin ve tepkilerinin görülemediğini belirten Nakipoğlu, bir tanığın ifadesini kağıttan okuduğunun sonradan fark edildiğini söyledi.
Yanardağ’ın diğer avukatı Bilgütay Hakkı Durna ise tutukluluğun devamına karar verilmesi halinde her sanık açısından ayrı değerlendirme yapılmasını talep etti. Durna, “Biz müvekkillerimizin neyle suçlandığını bu iddianameden anlayamıyoruz” dedi.
Mahkeme heyeti, yaklaşık bir saatlik aranın ardından tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Bir sonraki duruşma 23 Aralık 2026 saat 10.00’da görülecek.
Dava hakkında
TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında 24 Ekim 2025’te gözaltına alındı. Başsavcılık, Yanardağ’ın “casusluk suçundan” yakalandığını ve evinde, işyerinde ve TELE1’in İstanbul Seyrantepe’deki haber merkezinde arama yapıldığını duyurdu. Aynı gün TELE1’in sahibi ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.’ye TMSF’nin kayyum olarak atanmasına karar verildi.
Yanardağ, 27 Ekim 2025’te “casusluk” suçlamasıyla tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı daha sonra Yanardağ, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan ile Hüseyin Gün hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla iddianame hazırladı. 4 Şubat 2026 tarihli iddianamede İmamoğlu “örgüt lideri” olarak değerlendirildi; Hüseyin Gün’den ele geçirilen belgeler de iddianamede yer aldı.
Savcılık, soruşturmanın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan bir ihbarla başladığını aktardı. İhbarı yapan kişi, Gün’ün İsrail, İngiltere ve ABD lehine ajanlık faaliyetleri yürüttüğünü ve görüşmelerini kriptolu telefonlarla yaptığını öne sürdü. İddianamede, Gün’ün “mommy” olarak adlandırdığı ve Yanardağ’a para verdiği iddia edilen Seher Alaçam hakkındaki soruşturmanın ise Alaçam’ın hayatını kaybetmiş olması nedeniyle takipsizlik kararıyla kapatıldığı belirtildi.
Davanın 11 Mayıs 2026’da görülen ilk duruşmasında mahkeme, Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) müzekkere yazarak sanıkların “casusluk faaliyetinde bulunduğuna” ilişkin herhangi bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığının bildirilmesini istedi. 6 Temmuz 2026’daki ikinci duruşmada ise MİT’ten gönderilecek yanıtın henüz mahkemeye ulaşmadığı belirtildi.

