- MLSA Hukuk Birimi, gazeteci Erdoğan Alayumat hakkında verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf başvurusu yaptı.
- Başvuruda, mahkûmiyetin dayanağı yapılan haberin Alayumat’a ait olduğunun kanıtlanamadığı, haber içeriğinin ise “örgüt propagandası” suçunun yasal unsurlarını taşımadığı savunuldu.
İSTANBUL — MLSA Hukuk Birimi, gazeteci Erdoğan Alayumat hakkında İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 1 yıl 3 ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına karşı istinaf başvurusunda bulundu.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere sunulan dilekçede, Alayumat hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasının oluşmadığına karar veren mahkemenin, aynı dosyada gazeteciyi “örgüt propagandası yapmak” suçundan cezalandırmasının hukuka aykırı olduğu belirtildi. Başvuruda, mahkûmiyet hükmünün ve HAGB kararının kaldırılması, Alayumat’ın beraatine karar verilmesi talep edildi.
“Propaganda suçunun unsurları oluşmadı”
İstinaf dilekçesinde, Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesinde düzenlenen “örgüt propagandası yapmak” suçunun oluşabilmesi için bir ifadenin örgütün şiddet, cebir veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermesi, övmesi ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etmesi gerektiği vurgulandı.
Savunmada, mahkûmiyet kararına dayanak yapılan “HSM Kimyasal Silah Sonucu Şehadete Ulaşan 17 Gerillanın Kimlik Bilgilerini Paylaştı” başlıklı haberin bu unsurları taşımadığı belirtildi. Dilekçede, haber içeriğinde şiddete çağrı, nefret söylemi veya terör eylemlerini haklı gösteren ifadeler bulunmadığı savunuldu.
“Haberin Alayumat’a ait olduğu kanıtlanamadı”
MLSA avukatları, söz konusu haberin altında Alayumat’ın imzasının bulunmadığını ve gazetecinin yargılama boyunca haberi kendisinin hazırlamadığını söylediğini hatırlattı.
Dilekçede, kolluk fezlekesinde ve iddianamede haberin Alayumat tarafından yapıldığına ilişkin somut delil ortaya konulmadığı belirtilerek, mahkûmiyet kararının varsayımlara dayandığı belritildi.
Savunmada, ceza yargılamasında bir eylemin sanığa atfedilebilmesi için somut ve inandırıcı deliller bulunması gerektiği, mevcut dosyada bu koşulun sağlanmadığı ifade edildi.
“Gazetecilik faaliyetleri suçlama konusu yapıldı”
Başvuruda, Alayumat’ın yaklaşık 18 yıldır gazetecilik yaptığı, farklı medya kuruluşlarında haberlerinin yayımlandığı ve hak odaklı gazetecilik faaliyetleri yürüttüğü belirtildi.
Mahkemenin gerekçeli kararında Alayumat’ın yaptığı çok sayıda haber ve röportajın gazetecilik faaliyeti kapsamında kaldığını kabul ettiği hatırlatılan dilekçede, buna rağmen tek bir haber nedeniyle mahkûmiyet kararı verilmesinin çelişkili olduğu vurgulandı.
Avukatlar ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin basının demokratik toplumdaki “kamu bekçisi” rolüne ilişkin içtihatlarına atıf yaparak, gazetecilik faaliyetlerinin ancak açık biçimde şiddeti teşvik ettiği durumlarda cezai yaptırıma konu olabileceğini belirtti.
“Hukuka aykırı deliller kullanıldı”
İstinaf dilekçesinde, soruşturma kapsamında Anayasa Mahkemesinin daha önce iptal ettiği “sanal devriye” yöntemiyle elde edilen verilerin kullanılmasına da itiraz edildi.
Savunmada, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin yargılamaya esas alınamayacağı belirtilerek, bunun adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ifade edildi.
HAGB kararına da itiraz
MLSA avukatları, Alayumat hakkında verilen HAGB kararının da hukuka aykırı olduğunu ekledi. Dilekçede, suçun unsurlarının oluşmadığı ve gazetecinin beraat etmesi gerektiği halde HAGB uygulanmasının, Alayumat’ın mesleki ve sosyal yaşamı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
Dava hakkında
Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Esra Solin Dal ve Mehmet Aslan ile gazeteci Erdoğan Alayumat, İstanbul merkezli bir soruşturma kapsamında 23 Nisan 2024’te gözaltına alındı. Üç gün gözaltında tutulan gazeteciler, 26 Nisan 2024’te “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Haziran’da açıkladığı kararda Esra Solin Dal ve Mehmet Aslan’ın beraatine hükmetti. Mahkeme, Alayumat yönünden ise “örgüt üyeliği” suçlamasının oluşmadığına karar verdi ancak eylemleri TMK 7/2 kapsamında değerlendirerek gazeteciye 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

