Dava İzleme

Özgür Gündem ana davada karar: Necmiye Alpay, Aslı Erdoğan ve Bilge Aykut’a beraat 

İstanbul – Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yazarları ve yayın danışma kurulu üyelerine yönelik aralarında yazar Aslı Erdoğan, dilbilimci ve yazar Necmiye Alpay’ın da bulunduğu 9 sanığın yargılandığı davanın on altıncı duruşması bugün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Özgür Gündem ana dava” olarak da bilinen dosya kapsamında Aslı Erdoğan, Eren Keskin, Bilge Aykut, Necmiye Alpay, İnan Kızılkaya, Zana Bilir Kaya, Ragıp Zarakolu, Filiz Koçali ile Kemal Sancılı, “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak”, “suç işleme amacıyla örgüt kurmak” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Bir önceki celse mütalaasını açıklayan savcı, 5 sanık için hapis cezası isterken; 2 sanık için beraat ve 2 sanığın dosyasının da ayrılmasını talep etmişti.

Yazar Aslı Erdoğan ile gazetenin bir dönem Genel Yayın Yönetmeni olan Zana Bilir Kaya’nın “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 1 yıl 9 aydan 9 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması istenen savcılık mütalaasında, Eren Keskin, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkında ise “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti. 

Sanıklardan Eren Keskin, Necmiye Alpay, Kemal Sancılı, İnan Kızılkaya ile Zana Bilir Kaya’nın hazır bulunduğu celseyi, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye temsilcisi Özgür Öğret, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Uluslararası Af Örgütü temsilcileri, HDP İstanbul Milletvekilleri Züleyha Gülüm, Ahmet Şık ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da izledi. 

“Hayatım boyunca elime silah almadım”

Duruşmada savunma yapmak üzere ilk olarak söz alan Eren Keskin, “İddia makamının mütalaasına katılmıyorum. Örgüt üyesi değil, hak savunucusuyum. Ömrümde bir kere bile elime silah almadım. Kürt sorunu, Ermeni soykırımı ve Kıbrıs sorunu konusunda resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Bunun bedelini defalarca ödedim. 

Bu gazete daha önce bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden de dayanışma istenildi. Seve seve kabul ettim; bundan da pişmanlık duymadım. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe’ye ve diğerlerine gönül borcumdan dolayı yaptım.

“Resmî ideolojiyle aynı düşünmüyorum”

Resmî ideolojiden hep farklı düşünüyordum zaten. Ama siyasi konjonktür değişti ve ben suçlu oldum. Oysa ben değişmedim.

Ben başkalarının yazıları nedeniyle yargılanıyorum. İsteseydim yurt dışına gidebilirdim ama düşünce ve ifade özgürlüğünü savunduğum için gitmedim ve sonuna kadar da gitmeyeceğim.

Yargıtay, örgüt üyeliği için bazı şartlar arıyor. Örneğin iradesini örgüte teslim etmek diyor. Ben bugüne kadar irademi kimseye teslim etmedim. Ben örgüt üyesi değilim, insan hakları savunucusuyum. İnsan Hakları Derneği üyesiyim” ifadelerini kullandı. 

Necmiye Alpay ise “Bu dava bir ön yargı ile açıldı. Bir önyargıdan ve ön cezalardan geçti. Hakkımda beraat talep edildi. 

Beraat olumlu bir sonuç ancak bize çektirilen haksızlıkları ortadan kaldırmıyor. Savcılık mütalaasındaki beraat gerekçesinde basın ve ifade özgürlüğünü yeterince ve açıkça dile getirmemiştir. Korkmadan düşünüp, yazıp çizebileceğimiz bir ortam yaratılmalıdır. Bu amaçla beraat kararı ve beraat gerekçelerinin özgürlük ilkesine dayandırılması gerektiğini düşünüyorum.

Kürt sorunun bir ucunda şiddet ve terör varsa demokrasiyi geliştiremememizden kaynaklanıyor” şeklinde konuştu. 

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da “İddia makamı, örgüt ile organik bir bağım olduğunu söylüyor. Dile getirilenler gerçekten uzaktır. Ben irademi babama dahi teslim etmedim. Basın kanununda imtiyaz sahibinin yapılan haberlerden sorumlu tutulmayacağı açıkça yazıyor ama ben bu dava nedeniyle 2 yıl cezaevinde kaldım. Mal varlıklarıma el koyuldu” dedi. 

Özgür Gündem, hesap soran bir gazetedir”

İnan Kızılkaya ise savunmasında “Basın yönetenler için değil yönetilenler içindir. Özgür Gündem gazetesi hesap soran bir gazetedir. Paraya tamah etmeyen çalışanların alın terinin aktığı bir gazetedir. Çeyrek asır boyunca ülkenin koşullarını tahlil eden, dağıtımcılarının, yazarlarının katledildiği, binasının bombalandığı bir gazetedir. 

Nöbetçi genel yayın yönetmenleri toplumun haber alma hakkını savundu. Basın gerçeğin önündeki perdeyi aralamak için vardır. Konjonktür değiştiği için ne hukuk değişmeli ne de gazetecilik. 

Basın üzerindeki kıskaç bugünün buluşu değil; her dönem yaşanan bir durum. Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında en gerilerdedir. 

Özgür Gündem gerçeğin peşinde koşan bir gazetecilik okuludur. Nöbetçi yayın yönetmenliği kampanyasına destek verenlere cezalar verildi.

İktidarın istediği çizgide bir gazetecilik yapmadığım için cezalandırılmak isteniyorum. Birçok gazeteci gibi sessiz ölüme terk ediliyorum. Aklımı kiraya verecek kadar düşkün değilim. 

Iskalanan barış sürecinin trajedisi gazetede yer almıştır. Karanlığı yırtmanın yegane yolu özgür tartışma ortamıdır“ ifadelerine yer verdi. 

“Bir tek gazetecilik örgütü mensubuyum”

Zana Bilir Kaya ise şunları söyledi: 

“15 yıla yakın bir süredir bu mesleğin içindeyim. Topluma hakikati anlatmak bizim temel dürtümüz olmuştur. Örgüt propagandası gibi bir amaç yoktur.

İddianamede hiçbir somut delil yok. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben bir tek gazetecilik örgütü mensubuyum. Basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. Siyasi bir yargılamaya gidilmemeli.”

Av. Özcan Kılıç da “Gazeteye yapılan operasyonun görüntülerine bakarsak, bir düşman ceza hukukunun uygulandığını görebilirdik. Bir insanın iradesini bir yere teslim etmesi kolay bir durum değil” diyerek esasa ilişkin savunma hazırlamak için ek süre talep etti. 

Necmiye Alpay’ın avukatı Mehmet Adil Demirci, mütalaaya katıldıklarını ifade ederek, “Fakat müvekkilim bu dava nedeniyle bir bedel ödemiştir” dedi.

Aslı Erdoğan’ın mektubunu okuyan avukat Erdal Doğan; “Bu tutuklama nedeniyle sağlığımı yitirdim. Hala Almanya’da tedavime devam ediyorum. Zincirleme propaganda suçlamasına konu olan yazılarım hakkında soruşturma dahi açılmamıştır. Bu dava baskının bizzat kendisidir” şeklinde konuştu. 

Av. Doğan ayrıca, “Müvekkilim hakkında delil olarak gösterilen dört yazı da, Basın Kanunu’ndaki 4 aylık zaman aşımından sonra düzenlenmiş olan iddianamede yer almaktadır. Bu dava basın davasıdır, usül açısından düşürülmesi gerekmektedir. Hak düşürücü süreyi kabul etmezseniz bile bu yazılar eleştiridir. Eleştirinin propaganda olmadığı konusunda AYM kararları da vardır. Bu iddianame de, yargılama da kendi başına bir infaz ve ceza sistemine dönüştü. Beraat talep ediyorum” dedi. 

3 sanık beraat etti, 6 sanığın dosyası ayrıldı

Avukat beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Necmiye Alpay ve Bilge Aykut’un tüm suçlardan beraatine, Aslı Erdoğan’ın ise “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “örgüt üyeliği” suçlarından beraatine, propaganda suçu yönünden de Basın Kanunundaki dört aylık sürenin aşılması nedeniyle düşme kararı verdi. 

Heyet ayrıca haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ile Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına; Zana Bilir Kaya, İnan Kızılkaya, Kemal Sancılı ve Eren Keskin yönünden de müdafilerinin ek süre talebine istinaden dosyanın ayrılmasına karar verdi.