- Van'ın Erciş ilçesinde 2015'te bir cenaze törenini haber yapmaya çalışırken gözaltına alınan gazeteci İdris Yılmaz hakkında, uzun süren yargılama sonunda 'hakaret' suçundan verilen para cezasına karşı MLSA Hukuk Birimi, AYM'ye bireysel başvuru yaptı.
- Başvuruda, Yılmaz'ın aldığı mahkûmiyetin "adil yargılanma hakkı", “gerekçeli karar hakkı” ile "ifade ve basın özgürlüğünü" ihlal ettiği belirtildi.
Gazeteci İdris Yılmaz'ın savunmanlığını üstlenen Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Birimi, Yılmaz adına Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, Yılmaz'ın 2015 yılında Erciş'te bir taziye evinde meydana gelen olayı haber yapmaya çalışırken gözaltına alınmasının ardından açılan davada hakaret suçundan verilen mahkûmiyetin, adil yargılama hakkı kapsamında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile gerekçeli karar hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında ihlal oluşturduğu belirtildi.
Olay, 6 Kasım 2015'te Van'ın Erciş ilçesi Yeşilova Mahallesi'nde bulunan Erciş Belediyesi taziye evinde meydana geldi. Görüntü almaya çalışan gazeteci Yılmaz, kolluk müdahalesiyle karşılaştı ve gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Aynı gün yapılan adli muayenede Yılmaz'ın vücudunda darp ve cebir izleri tespit edildi.
Yılmaz, kendisini darbeden ve hakaret eden kolluk görevlilerinden şikâyetçi oldu. Olayda görev yapan polisler ise Yılmaz'ın kendilerine hakaret ve tehditte bulunduğunu, gözaltı sırasında direndiğini öne sürerek karşı şikâyette bulundu.
Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na 4 Ocak 2016'da müşteki sıfatıyla ifade veren Yılmaz, gözaltı sırasında sivil polislerce darbedildiğini belirtti; ayrıca bir hafta önce başka bir cenazeyi haber yaparken de Erciş'te polislerce darbedildiğini aktardı. Yılmaz, sorumluların tespiti için polis kamerası görüntülerinin ve diğer gazetecilerin kayıtlarının incelenmesini talep etti. Yılmaz 8 Ocak 2016'da ise bu kez şüpheli sıfatıyla ifade verdi ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi.
Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Ağustos 2016 tarihli iddianameyle Yılmaz hakkında "görevi yaptırmamak için direnme", "hakaret" ve "tehdit" suçlamalarından dava açtı. Yılmaz, 17 Ocak 2017'deki duruşmada, olay yerine gazetecilik faaliyeti kapsamında gittiğini, kolluğa hakaret ya da direnç göstermediğini, kendisinin darbedildiğini savundu ve polis kamerası kayıtlarının incelenmesini istedi.
Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 21 Eylül 2017'de Yılmaz'ı "görevi yaptırmamak için direnme" ve "hakaret" suçlarından ayrı ayrı bir yıl üç ay hapis cezasına çarptırdı, "tehdit" suçlamasından beraat kararı verdi.
Yılmaz, 2019'da kanunda yapılan bir değişiklikten yararlanarak kesinleşmiş cezaya karşı bir kez daha itiraz etti. İtirazında, polis kamerasından alınan görüntülerin defalarca istemesine rağmen hiçbir zaman dosyaya konulmadığını, bu görüntüler incelenirse gerçeğin ortaya çıkacağını yineledi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2024 yılı sonunda hakaret suçuyla ilgili kararı bozdu. Dosya yeniden Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. 2025 yazındaki duruşmada Yılmaz ve avukatı, polis kamerası görüntülerinin ya da bunlar yoksa güvenlik kameralarının (MOBESE) getirilmesini yeniden istedi; dosyada bulunan görüntülerin olayla ilgisi olmadığını söyledi. Mahkeme bu talebi reddetti. 8 Temmuz'daki son duruşmada mahkeme, bu kez yalnızca hakaret suçundan Yılmaz'a 8 bin 840 TL para cezası verdi.
"Kolluk kamera kayıtları incelenmedi"
Başvuruda, Yılmaz'ın yargılama boyunca istikrarlı biçimde talep ettiği kolluk kamera kayıtlarının hiçbir aşamada dosyaya getirtilmediği belirtildi. MLSA Hukuk Birimi, bu kayıtların yalnızca kolluğun erişimindeki delil niteliğinde olduğunu, incelenmemesinin ise savunmayı mahkûmiyete dayanak kolluk beyanlarını sınama imkânından yoksun bıraktığını vurguladı. Nihai kararda hangi kamera görüntülerine dayanıldığının da açıklanmadığı ifade edildi.
"Gerekçeli karar hakkı ihlal edildi"
Başvuruda, Yargıtay'ın bozma kararında işaret ettiği TCK'nın 129. maddesinin (haksız tahrik) uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin çelişkili beyanların yeniden yargılamada tartışılmadığı belirtildi. MLSA Hukuk Birimi, davanın sonucunu değiştirebilecek bu itirazların ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmamasının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini savundu.
"Gazetecilik faaliyeti nedeniyle mahkum edildi"
Başvuruda Yılmaz’ın, olay tarihinde kamuoyunu ilgilendiren bir olayı haberleştirmek amacıyla olay yerine gittiği, basın kartını gösterdiği, kolluk müdahalesinin ise bu gazetecilik faaliyeti sırasında gerçekleştiği anlatıldı. MLSA Hukuk Birimi, gazetecilerin kamusal nitelikteki olayları takip etmesinin, bilgi ve görüntü toplamasının ifade ve basın özgürlüğünün koruması altında olduğunu, bu korumanın yalnızca yayımlanmış haberleri değil, haber toplama ve olay yerinde bulunma gibi ön aşamaları da kapsadığını vurguladı.
Başvuruda, Anayasa Mahkemesi'nin toplumsal olayları takip eden gazetecilerin mesleki faaliyetlerinin kolluk müdahalesiyle engellenmesini Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri kapsamında incelediği Erdal İmrek ve Beyza Kural Yılancı kararlarına atıf yapıldı. MLSA Hukuk Birimi, derece mahkemelerinin Yılmaz'ın olay yerine gazeteci sıfatıyla geldiği ve bu faaliyetin kamuoyunu bilgilendirme işlevi taşıdığı yönündeki savunmalarını hiç değerlendirmediğini, bu durumun yalnızca Yılmaz değil, benzer olayları takip eden diğer gazeteciler bakımından da caydırıcı etki doğurabileceğini belirtti.
Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve gerekçeli karar hakkı ile Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğinin tespiti istendi.

