Dava İzleme

Tişört Davası: Darp edilerek gözaltına alınanların yargılandığı davada polis, tişörtün ‘zilyedi’ kabul edildi

SİBEL YÜKLER*

Ankara’da yapılan “İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz” eyleminde darp edilerek gözaltına alınan 33 kadının yargılandığı dava öncesinde adliye önünde basın açıklaması yaptığı için yargılanan 8 kişinin davasında, şiddet uygulayan polis, yırtılan tişörtün “zilyedi” olarak görüldü.

2020 tarihinde Ankara’da yapılan “İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz” eyleminde darp edilerek gözaltına alınan 33 kadının yargılandığı dava öncesinde Ankara Adliyesi önünde açıklama yapmak isteyen ve aralarında o davada yargılanan beş kadının da olduğu biri avukat 8 kişinin, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” suçlamasıyla yargılanıyor. 

Üç gazeteci ve 46 aktivistin aynı suçlama ile yargılandığı Barınamıyoruz Davası’nın da iddianamesini hazırlayan savcı Mehmet Arslan, sanıklara yönelttiği suçlamaya adliye önünde yapılmak istenen ve herhangi bir bildirimde bulunulmadığı için “kanuna aykırı” olduğunu iddia ettiği basın açıklamasını, polisin el koyduğu “12. Cumhurbaşkanı Kadınlar Seni İs-te-mi-yor” yazılı pankartı, orantısız polis müdahalesi sırasında atılan “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” ve “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarını delil olarak gösterdi.

Yargılanan bir kadına ayrıca “kamu malına zarar vermek” suçlamasını yönelten savcı Arslan, bu suçlamaya ise sanık tarafından yırtıldığı iddia edilen müşteki polis memurunun “tişörtü” delil olarak gösterdi.

‘Polis şiddetine maruz kaldım, gözaltına alındım’

Davanın bugün 53. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ikinci duruşmasında, İlay K. savunma yaptı. Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen İlay K., “Olay günü adliyede duruşması olan arkadaşlara destek amacıyla adliye önüne geldim, polis tarafından adliyeye alınmadım, polisin şiddetine maruz kaldım, polis tarafından bazı arkadaşlarımıza karşı şiddet uygulanırken onlara yardımcı olmaya çalıştım, bu sırada polis tarafından uzaklaştırıldım, daha sonra polis tarafından gözaltına alındım. Polislere karşı cebir ve şiddet içeren bir eylemim olmadı” diyerek beraatini talep etti. İlay K.’nın “polis şiddeti ifadeleri tutanağa değiştirilmeden geçirildi.

Av. Arslanbaş: Sanıklar değil, polisler kanuna aykırı hareket etti

İlay K.’nın avukatı Abdullah İkbal Arslanbaş ise, “Hıfzıssıhha Kurulu tarafından spor kulüplerinin, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinin yasaklanmasına karar verilmiştir, müvekkillerin olay günü yaptıkları eylem bir etkinlik değildir, bu nedenle bu yasak kapsamında değildir. Ayrıca Hıfzıssıhha Kurul Kararına aykırı davranmak kanuna aykırılık kapsamında değildir, buna ilişkin bir belge veya emir yoktur” dedi. 

Polislerin, Polis Vazife ve Selahiyet Kanununa (PVSK) aykırı davrandığının sağlık raporları ile tespit edildiğini söyleyen Arslanbaş, sanıkların 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet etmediğini belirterek, “Polis, görev sınırını aşarak sanıklara ve diğer şahıslara karşı şiddet uygulamışlardır, bu husus suçunun yasal unsurları oluşmamıştır” diye konuştu.

Bilirkişi raporu polis şiddetini konu etmedi

Dosyaya duruşmadan önce giren bilirkişi raporunda sadece sanıkların eylemlerine ilişkin tespit yapıldığını, ancak polislerin sanıklara yakın mesafeden biber gazı sıkması ve şiddet uygulaması ile ilgili görüntülerin değerlendirilmediğini kaydeden Arslanbaş, bu nedenlerle bilirkişi raporunu kabul etmediklerini söyeleyerek, müvekkilinin beraatini talep etti. 

Müşteki polisin avukatı ise, “Bilirkişi raporunda müvekkilin tişörtünün yırtılmasına ilişkin bir tespit yapılmamıştır, ilk raporda bu husus bulunmasına rağmen bilirkişi raporunda bu husus belirtilmemiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda başka suç unsurlarından da bahsedilmiştir, bu hususta suç duyurusunda bulunulmasını ve müvekkilin tişörtünün yırtılmasına ilişkin görüntülerin değerlendirilmesi için ek rapor alınmasını talep ediyoruz” dedi. 

‘Sanıklar polis tarafından çembere alındı, dağılmaları engellendi’

Sanık Aysun Gençtanır’ın avukatı Neslihan Varol da dosyaya giren bilirkişi raporuna ilişkin beyanda bulundu. Bilirkişi raporunun yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını söyleyen Varol, “Mahkemenizce alınan bilirkişi raporu yetersiz ise de müvekkillerin atılı suçları işlemediğini göstermektedir. Müvekkiller ve diğer sanıklar, polisler tarafından çembere alınmıştır, bu nedenle dağılmaları polis tarafından engellenmiştir, ayrıca kolluk tarafından da herhangi bir uyarı yapılmamıştır” dedi. 

Varol, bilirkişi raporuna karşı ayrıntılı olarak yazılı beyanda bulunmak için ek süre talep etti.

‘Müvekkilimin, polis tişörtünü yırttığına dair görüntü yok’

Sanık Buse Üçer’in avukatı Elifcan Demirtaş ise müvekkili tarafından yırtıldığı iddia edilen polis tişörtüne ilişkin, “Emniyet Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda, yırtıldığı iddia edilen tişörtün kamu malı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle müşteki ve vekilinin katılma talebinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Müvekkilimiz olay günü polis şiddetine maruz kalmıştır, üzerine atılı suçları işlememiştir. Ayrıca görüntülerde müştekinin tişörtünün, müvekkil tarafından yırtıldığına ilişkin herhangi bir görüntü mevcut değildir” dedi.

‘Polisin uyguladığı ‘terör’ün kaydı görüntülerde mevcut’

Sanık avukat Linda Sevinç Hocaoğlulları ise, bilirkişi raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmediğini söyleyerek, “Yine de bilirkişi raporunda, polis tarafından uygulanan ‘terör’ün kaydı görüntülerde mevcuttur” dedi. Hocaoğullarının da “polis terörü” ifadeleri değiştirilmeden tutanağa geçirildi.

Beyanları son kez aldıktan sonra ara kararını açıklayan mahkeme, suçtan zarar görmesi ihtimaline karşı Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılmasına ve savunması alınan sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi.

Polis vekilinin talepleri reddedildi, tişörtü yırtılan polis katılan oldu

 Mahkeme, müşteki polis avukatının ek bilirkişi raporu alınmasına ilişkin talebini görüntülerin mahkeme tarafından izlenip değerlendirilebileceğinden reddine karar verdi. Yine müşteki polis avukatının suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin talebi ise daha önce savcılık tarafından değerlendirme yapıldığı için reddedildi.

Mahkeme, tişörtü sanık Buse Üçer tarafından yırtıldığı iddia edilen polisin, olay günü giydiği tişörtün “zilyeti olmasına” karar verilerek, suçtan zarar görmesi ihtimali bulunduğu iddiasıyla katılma talebini kabul etti. 

Her iki tarafın da bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunması için ek süre veren mahkeme, duruşmayı 12 Nisan’a erteledi.

‘Müşteki polis’, duruşmada sanıkların fotoğrafını çekmişti

İstanbul Sözleşmesi eyleminden yargılanan kadınların davasından önce basın açıklaması yapmak isteyen 8 kişinin yargılaması Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesinde başladı. Davanın 14 Eylül 2022 tarihinde görülen ilk duruşmasında, müşteki polis Necdet Atilla Çiftçi yargılananların ve avukatlarının duruşma sırasında fotoğraflarını çekerken yakalanmıştı. Mahkeme, avukatların talebi üzerine duruşma salonunda bulunan diğer güvenlik şube memurlarını salondan çıkarmış ve müşteki polis hakkında “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme (TCK 136/1)”, “ses veya görüntülerin kayda alınması (TCK 286/1) ve Avukatlık Kanunu’nun 57/1 maddesi (avukata karşı işlenen suçlar) uyarınca suç duyurusunda bulunmuştu.

Ankara’da İstanbul Sözleşmesi için yapılan eyleme katıldıkları için yargılananların duruşmasında sanıkların gizlice fotoğraflarını çekmeye çalışırken fark edilen Güvenlik Şube personeli polis Necdet Atilla Çiftçi hakkında mahkeme heyeti suç duyurusunda bulundu.

İade edilen iddianame: Dava dosyasında neler var?

Savcı Mehmet Arslan’ın, 29 Aralık 2021 tarihinde Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesine sunduğu ve 8 kişiye ayrıca “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasını da yönelttiği ilk iddianame aynı gün mahkeme tarafından iade edilmişti. 

Mahkeme, iade nedenleri arasında “Şüphelilerin cebir kullandıkları iddia edilen kolluk görevlilerinin mağdur veya suçtan zarar gören sıfatı olmasına rağmen iddianamede gösterilmemiş olması”nı ve “Olay yerine ait görüntülerin bulunduğu DVD incelenerek veya bilirkişi incelemesi yaptırılarak hangi şüphelinin hangi kolluk görevlisine cebir kullanarak direndiğinin iddianamede belirtilmemiş olması”nı da saymıştı. 

Savcı Arslan, 4 Ocak 2021 tarihinde iddianamenin iade edilmesine “iade kararının hukuki açıdan yerinde olmadığı” iddiasıyla itiraz etmiş, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi 5 Ocak 2021 tarihinde Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesinin iade kararını yerinde görerek savcı Arslan’ın itirazını reddetmişti. 

Savcı Arslan, bunun üzerine 8 kişiye yönelttiği “görevi yaptırmamak için direnme” suçunun “yasal unsurlarının oluşmadığına” kanaat getirerek, 9 Mayıs 2022 tarihinde KYOK kararı vererek yeni iddianameyi 10 Mayıs 2022 tarihinde mahkemeye sunmuş ve iddianame Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek kamu davası açılmıştı. 

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş, MLSA’ya atıf ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.