Dava İzleme

‘Vazo davası’, Haziran’a ertelendi

ELİF AKGÜL*

Aralarında gazeteci Şehriban Alkış’ın da bulunduğu yedi kadın ve LGBTİ+’nın, 7 Temmuz 2020’de İstanbul Aile ve Çalışma Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak için “Artık Yeter, Kadınlar Yaşam Güvencesi İstiyor” yazılı pankartı astıkları için polis tarafından darp edilerek gözaltına alındıkları eylem dolayısıyla “2911 sayılı Kanuna muhalefet etmek” ve “görevi yaptırmamak için direnmek”, “kamu kurumunun faaliyetlerinin engellemek” ve “kamu malına zarar vermek” suçlamalarıyla yargılandıkları davanın üçüncü duruşması İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Duruşmada beyanda bulunan sanıklardan Ayşegül Korkutan, “Herhangi bi mala zarar vermedik, anayasal hakkımızı kullandık. Kadınların yaşam güvencesi için bu eylemi yaptık. 15 dakikada bitecek olan eylem, polis kapıyı üstümüze kapattığı için 40 dakika sürdü. İşkenceye maruz bırakıldık. Suçlamaları kabul etmiyorum” diye konuştu. 

Sanıklardan Tülay Korkutan ise “Türkiye’de kadınlar ve LGBTİ+’lar uzun yıllardır patriyarkadan güç alan erkeklerin şiddetine maruz kalıyor. Bunu evde, sokakta, iş yerinde yaşıyor” diyerek başladığı beyanında şunları söyledi: “O gün de kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam güvencesi için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğüne gittik. Polisler bize izin vermedi, şiddet uyguladı. Gazeteci arkadaşımızın kamerasını kapatıp çekime izin vermediler. Orada şiddet uygulanan biziz, müşteki ise bize şiddet uygulayan polisler. Bu da yargının kimin tarafında olduğunu gösteriyor. İstanbul Sözleşmesi’ni savunduğumuz için yargılanıyoruz.” 

İddianamede sanıklara yöneltilen “kamu malına zarar vermek” suçlamasına savcının “dekoratif vazoyu kırdılar” ifadesine atıfta bulunan Korkutan, “Orada bize şiddet uyguladılar ama bu iddianameyi hazırlayanlar bir vazonun peşine düşmüş. İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak suç değildir, suçlamaları kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

Sanıklardan Türkan Sıla Akkuş ise “Barışçıl yollarla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak bir haktır” dediği beyanında suçlamaların somut bir dayanağı olmadığını belirterek beraat istedi.

Duruşmada müştekilerin beyanlarının alınmasının ardından konuşan sanık avukatlarından Sibel Erol, beyanının tutanağa geçirilmemesi üzerine tepki gösterdi. Hakim ise Erol’un konuşmasını keserek “Yazılı olarak mahkemeye sunabilirsiniz” dedi. Ceza yargılamalarındaki “sözlülük ilkesini” hatırlatan Sibel Erol ise bu şekilde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ifade etti.

Ara kararını açıklayan hakim Pınar Samur, savunması alınan sanıkların adli kontrol tedbirlerini kaldırarak davayı 9 Haziran saat 09:35’e bıraktı.

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş,  MLSA’ya atıf ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.