Basın Özgürlüğü

İhmali haberleştiren gazeteci Ferhat Parlak hakkında kayyumun şikayeti ile soruşturma açıldı

DENİZ TEKİN

Diyarbakır   Silvan ilçesinde rögar kapağı olmayan kanalizasyon çukuruna düşerek yaralanan 7 yaşındaki çocuğun haberini yapan gazeteci Ferhat Parlak hakkında belediyeye atanan kayyumun şikayeti üzerine soruşturma açıldı. Hakkında açılan soruşturma kapsamında savcılığına ifade veren gazeteci Parlak, yaptığı haberin arkasında olduğunu belirterek soruşturmayı halkın haber alma hakkını engellemeyi hedefleyen yargısal taciz olarak değerlendirdi. Olayda yaralanan çocuğun babası Mehmet Bayıkcan ise “Haber yapılmasaydı olayın üzeri kapatılacaktı. Parlak, gazetecilik görevini yaptı” dedi. 

20 yıldır sürdürdüğü gazetecilik mesleği boyunca yaptığı haberler ve yazdığı kitap nedeniyle bugüne kadar hakkında 50’ye yakın soruşturma ve dava açılan, 15 ay demir parmaklıklar ardında kalan Parlak, sansür, baskı, ceza tehditleri ve ekonomik imkansızlıklara rağmen gazetecilik yapmaya devam ediyor. Parlak, faili meçhul cinayete kurban giden babası Yaşar Parlak’tan 2004 yılında devraldığı Silvan Mücadele gazetesini ekonomik sıkıntılar ve yargısal taciz nedeniyle 2015 yılında kapatmak zorunda kalmasına rağmen mesleğini bırakmadı. Parlak, gazetesinin internet sitesinin de kapatılmasının ardından kapatılan gazetesinin adıyla sosyal medyada yayınladığı haberlerle bir taraftan gazetecilik mesleğini sürdürmeye çalışırken diğer bir taraftan da Basın ve İlan Kurumunun (BİK) resmi ilan ve reklam gelirlerine bağımlı olan yerel medyanın baskılar nedeniyle uyguladığı sansür veya otosansürden dolayı görülmeyen haberleri yerelin ve ülkenin gündemine taşımaya çalışıyor. 

Haberde yer alan ‘kayyum belediyesinin ihmali’ ifadesi suç delili olarak gösterildi

Gazeteci Ferhat Parlak hakkında açılan en son soruşturma ise 13 Aralık 2021 günü Silvan ilçesinde okuldan evine dönerken rögar kapağı açık olan çukura düşerek yaralanan ve çenesine 14 dikiş atılan 7 yaşındaki Ş. B.’nin haberini “Silvan’da bir çocuk ölümden döndü” başlığıyla yayınlanması nedeniyle açıldı. Haber, ulusal ve yerel basında yayınlanmasına rağmen Silvan Belediyesine kayyum olarak atanan Murat Öztürk, ihmal nedeniyle yaşanan bu olayı haberleştiren gazeteci Ferhat Parlak hakkında belediyenin avukatı aracılığıyla Silvan Cumhuriyet Başsavcılığına “hakaret” ve “hedef gösterme” iddialarıyla suç duyurusunda bulundu. Dilekçede, Parlak’ın haberde kullandığı “kayyum belediyesinin ihmali sonucu yaralanarak ölümden döndü” ifadeleri ve haberin ekran çıktısı suç delili olarak gösterildi. 

Rögar kapaklarının bakımından ve alınacak tedbirlerden kayyumun atandığı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine bağlı DİSKİ’nin sorumlu olduğu savunulan dilekçede, Parlak’ın herkese açık şekilde paylaştığı haberde kullandığı “kayyum belediyesinin ihmali sonucu yaralanarak ölümden döndü” ifadeleriyle Silvan Belediyesine atanan kayyumu toplum nezdinde hedef gösterdiği ve karaladığı iddia edildi. 

Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Parlak’ın ifadesini aldı. Savcılıktaki ifadesinde suçlamaları reddeden gazeteci Parlak, ortada bir mağduriyet olduğuna dikkat çekerek mesleğinin gereğini yaptığını belirtti. Savcılık, soruşturmayı tamamlamasının ardından dava açılıp açılmayacağına karar verecek. 

Parlak: Yerelde gazetecilik yapmak çok zor 

Yaptığı haberler nedeniyle hakkında birçok soruşturma açılan gazeteci Ferhat Parlak, yerelde insanların kendilerini, sorunlarını ve mağduriyetlerini ifade edebilecekleri haber mecralarının sınırlı olduğuna dikkat çekerek ilçede yaşanan sorunları sansürsüz olarak yayınladığı için ilçe sakinlerinin sorunlarını haber yapması için sık sık kendisine başvurduğunu ifade etti. Yerelde gazetecilik yapmanın birçok zorluğu olduğunu, yazdığı haberlerden rahatsız olan bazı kesimlerin baskı ve tehditlerine maruz kaldığını dile getiren Parlak, “Özellikle bu yer Silvan olursa daha büyük zorlukları oluyor. Yaptığınız haber başkasının çıkarına ters düştü mü ilk başta haberinizden geri adım atmak için akrabalarınız ve dostlarınız devreye sokuluyor. Haberin arkasında durduğunuzda ise bu sefer tehdit ediliyorsunuz. Tehditler de işe yaramadığında bu sefer, kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere bazı kesimlerce ‘PKKli’ diye yaftalanıyorsunuz. Sizi yargı eliyle korkutmak, baskı altına almak için hakkınızda soruşturma ve davalar açılıyor. Şimdiye kadar hakkımda 50’ye yakın soruşturma ve dava açıldı. Ama hiçbirinde yazdığım haberler nedeniyle ceza almadım. Kısacası, bir gazetecinin kalemini teslim almak, susturmak için her türlü yol ve yöntemi deniyorlar” yorumunda bulundu. 

‘Yaptığım haberler nedeniyle kayyum, kaldığım ev ve iş yerini yıktırmak istedi’ 

Yaptığı haberlerden rahatsız olan dönemin kayyumunun kaldığı evi ve iş yerinin yıktırmaya çalıştığını aktaran Parlak, “Belki dünyada ilk defa uygulanan bir yöntemi de yıllar önce benim için uygulamaya çalıştılar.  Yaptığım haberlerden rahatsız olan bir önceki kayyum, babamdan kalan iş yerim ve ailemle kaldığım ev, kentsel sit alanında olduğu iddiasıyla yıkılması için Diyarbakır Müze Müdürlüğüne şikayette bulundu. İş yerimin ve evimin fotoğrafları çekildi. Tapusu incelendi. Hatta belediye mühendisi, elinde bir ajandayla iş yerime gelerek iş yerini yıkacağız tehdidinde bulundu. Silvan’da sur üstü ve sur altında yüzlerce ev ve iş yeri olmasına rağmen özellikle benim iş yerim ve evim seçildi. Yani bu şu anlama geliyordu: Doğruları yazarsanız evinizi dahi başınıza yıkarız!” dedi. 

‘Haberde suç sayılabilecek hiçbir şey yok’

Yaptığı haber nedeniyle kendisi hakkında açılan son soruşturmayı değerlendiren Parlak, kendisi hakkında suç duyurusunda bulunan kayyumun hem belediye ve hem de kaymakamlık hizmetlerinden sorumlu olduğuna işaret etti. Parlak, “Ben yazdığım bütün haberlerin arkasındayım. Haber verme amacı dışında haberimde suç olabilecek bir şey yok. Görünen o ki kayyum, rögar kapağını çalan hırsızı yakalayamayınca benim hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. Hakkımda açılan her bir soruşturma ve davayı, basın ve ifade özgürlüğüne bir müdahale olarak gördüğüm gibi bu soruşturmayı da öyle görüyorum. Yapılan suç duyurularını halkın haber alma hakkını engellemek için gazeteciye yapılan yargısal bir taciz olarak değerlendiriyorum. Aslında bu şekilde gazetecileri sindirmek ve korkutmak istiyorlar. Bu soruşturmanın tek bir mesajı var: ‘Bir daha aleyhimizde haber yaparsan, bizi eleştirirsen seni rahat bırakmayız.’ Mesleki sorumluluğu, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını korumak olan bir gazeteci olarak gerçeği yazmaktan korkmuyorum” ifadelerini kullandı. 

‘Eğer Ferhat Parlak haberini yapmasaydı olayın üzeri kapatılacaktı’

Mehmet Bayıkcan, kızının yaşadığı bu olaydan dolayı psikolojisinin bozulduğunu, yolda yürümekten korktuğunu ve okula gitmek istemediğini söyledi. Bayıkcan, sorumlular hakkında şikayetçi olduğu belirtti. İhmal ve tedbirsizlik sonucunda yaşadıkları mağduriyeti yetkililere ve kamuoyuna duyurmak için yaptığı girişimlerin sonuçsuz kaldığını ifade eden Bayıkcan “Yaşadıklarımızı haber yapmasını istediğim bazı gazeteciler, ‘Ekmeğimizden oluruz, bizi bu işe bulaştırmayın’ dediler. Gazeteci Ferhat Parlak ise tereddüt etmeden kızımın haberini yaptı. Silvan ve Silvan halkının yaşadığı sorunları ve halkın sesini duyurmak için de elinden geleni yapıyor” dedi. 

Bayıkcan, mağduriyetlerini duyuran gazeteci Parlak’a soruşturma açılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi: “Gazeteci Parlak, mağdur olan insanlara sahip çıkıp, seslerini duyurduğu için tebrik edilmesi gerekirken yaptığı haberin suçmuş gibi gösterilip hakkında soruşturma açılması doğru değil. Belediye görevini yapmış olsaydı yani rögar kapağı çukurun üzerinde olsaydı kızım çukura düşmezdi. Eğer Ferhat Parlak haberini yapmasaydı olayın üzeri kapatılacaktı. Yaşadığımız her şey, haberde olduğu gibi yazılmış. Yalan yanlış bir şey yazmadı, kızımın sesi oldu. Gazetecilik görevini yaptı.”